01 Mayıs 2026 Cuma tarihli güncel piyasa verilerine göre, Türkiye'nin enerji dönüşümünde dikkat çekici bir başarıya imza atıldığı bildirildi. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi tarafından yayımlanan "Türkiye Enerji Dönüşümü Görünümü 2025" raporu, ülkenin elektrik kurulu gücünde önemli bir artış kaydettiğini ve bu artışın büyük ölçüde yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını ortaya koydu.
Yenilenebilir Enerjide Rekor Artış
Rapora göre, Türkiye'nin toplam elektrik kurulu gücü 122,5 gigavata ulaşırken, bunun yüzde 62'si yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisinde kurulu güç 40 gigavat seviyesini aşmış durumda. Bu rakamlar, Türkiye'nin enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma yolunda önemli bir ivme kazandığını gösteriyor.
2025'te Devreye Alınan Kapasitenin Tamamı Yenilenebilir
Raporda öne çıkan en çarpıcı verilerden biri ise 2025 yılında devreye alınan yeni elektrik kapasitesinin neredeyse tamamının yenilenebilir kaynaklardan oluşması. Geçtiğimiz yıl devreye alınan toplam 7 gigavatlık yeni kapasitenin 4,9 gigavatı güneş enerjisinden, 1,9 gigavatı ise rüzgar enerjisinden sağlandı. Bu durum, Türkiye'nin yenilenebilir enerjiye geçişteki kararlılığını ve bu alandaki potansiyelini gözler önüne seriyor.
Gelecek Hedefleri ve Stratejik Adımlar
Raporda, 2035 yılına kadar güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünün üç katına çıkarılmasının hedeflendiği belirtiliyor. Bu hedefe ulaşmak için önümüzdeki 10 yıl boyunca her yıl yaklaşık 8 gigavat yeni kapasitenin devreye alınması gerektiği vurgulanıyor. Bu doğrultuda, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) projelerindeki başarılı uygulama performansının süreci desteklediği ifade ediliyor.
Enerji Dönüşümünde Yeni Dönem: Sistem Entegrasyonu
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, Türkiye'nin enerji dönüşümünde yeni bir aşamaya geçildiğini belirterek, bu dönemin anahtar kelimesinin "sistem entegrasyonu" olduğunu söyledi. Bağ, bu kapsamda şebeke altyapısının güçlendirilmesi, enerji depolama kapasitesinin artırılması, talep tarafı katılımı ve piyasa tasarımının geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ayrıca, enerji verimliliği, elektrifikasyon ve talep yönetimini içeren bütüncül bir yaklaşımın gerekliliğine dikkat çekti. Sanayide yüksek katma değerli üretime geçiş ve yeşil hidrojen ile batarya depolama gibi yeni teknolojilere yönelik yol haritalarının tamamlanmasının da kritik rol oynayacağı belirtildi.
Enerji İthalatında Düşüş ve Makroekonomik Etkiler
Rapora göre, Türkiye'nin enerji ithalatı geçen yıl yüzde 5 azalarak 62,5 milyar dolara, enerji kaynaklı dış ticaret açığı ise yüzde 4 düşüşle 47 milyar dolara geriledi. Bu iyileşmenin büyük ölçüde uluslararası fiyat gelişmelerinden kaynaklandığı belirtilirken, jeopolitik gelişmelerin küresel enerji fiyatları üzerindeki etkisi, enerji dönüşümünün yalnızca çevresel değil, aynı zamanda enerji güvenliği ve makroekonomik istikrar açısından da kritik bir araç olduğunu bir kez daha gösterdi.
COP31 Fırsatı ve Türkiye'nin Liderlik Potansiyeli
Bağ, Kasım ayında Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) bu alanlarda ilerlemenin hızlandırılması için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasite artışı, yerli üretim kabiliyeti ve politika geliştirme deneyimiyle enerji dönüşümünde öne çıkan bir ülke olarak, uygulama odaklı çözümlere liderlik edebilecek konumda olduğunu ifade etti. COP31'in, ulusal enerji dönüşümünü hızlandıracak yapısal reformların desteklenmesi ve uluslararası yeşil finansman kaynaklarının mobilize edilmesi için stratejik bir kaldıraç olarak değerlendirilebileceğini sözlerine ekledi.