Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye'nin siyasi arenasında yankı uyandıran önemli açıklamalarda bulundu. Samsunspor-Galatasaray maçının ardından kamuoyuna yansıyan konuşmasında Bakan Gürlek, ülkenin mevcut anayasal yapısının artık ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını net bir dille ifade etti. Fatih'teki Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Genel Merkezi'nde, İstanbul Üniversitesi (İÜ) işbirliğiyle düzenlenen "Siyaset Okulu" açılış programında gençlere seslenen Gürlek, Türkiye'nin yakın siyasi tarihine ışık tuttu.
MTTB'nin Tarihi Rolü ve Siyasetin Ahlaki Temeli
Bakan Gürlek, konuşmasında MTTB'nin önemine değinerek, burayı "fikrin karakter kazandığı, inancın aksiyona dönüştüğü, iradenin omurga bulduğu bir mektep" olarak tanımladı. MTTB'nin sadece söz üretmekle kalmayıp, aynı zamanda Türkiye'nin kaderine yön veren kadrolar yetiştirdiğini belirten Gürlek, bu kadroların müstesna temsilcilerinden biri olarak Sayın İsmail Kahraman'a özel hürmetlerini sundu. Siyasetin millete rağmen değil, milletle birlikte yürüme iradesi olduğunu vurgulayan Gürlek, yapılabilecek tüm tanımlamaların ötesinde siyasetin en güvenli limanının ahlak olduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin Vesayetle Mücadelesi ve Demokrasi Serüveni
Türkiye'nin yakın tarihinin siyasi mücadelelerle dolu olduğunu ifade eden Adalet Bakanı, demokrasinin yaşadığı ciddi rahatsızlıklara ve siyaset kültürünün olgunlaşmasına fırsat vermeyen krizlere dikkat çekti. Gürlek, "Her defasında millet inancını korumaya devam etmiş, sabırla ve vakur bir şekilde siyasetin en önemli çıkış yolu sandıkta millet üzerine kurulu oyunları bozmayı becermiştir" sözleriyle milletin sağduyulu duruşunu övdü. Özellikle 1980 darbesi ve cuntacı vesayetin kısa sürede bertaraf edilmesinde milletin rolünü vurgulayan Bakan, 1983 seçimleriyle demokratik alanın yeniden nefes aldığını ancak vesayetçi sistemin diğer enstrümanlarının boş durmadığını belirtti.
28 Şubat sürecine de değinen Gürlek, "Cuntacıların '28 Şubat bin yıl sürecek' sözü Türk siyasi hayatına sürülmüş karanlık bir lekedir" dedi. Dönemin anlayışıyla dayatılan 1982 Anayasası'nın, demokratik hayatı, toplumsal huzuru ve gelişen Türkiye'nin önünü zorlaştıran, hukuki görünümlü bir vesayet aracı olarak ortaya çıktığını belirtti. Bu noktada, mevcut anayasanın yetersizliğine dair ana mesajını bir kez daha güçlendirdi.
Erdoğan Dönemi: Milletin Yeniden Şahlanışı
1990'lı yıllara gelindiğinde Türk siyasi tarihinin kaderini değiştirecek bir liderin mücadelesinin başladığını anlatan Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni bir dil, üslup ve umutla milletin gönlünde yeşermeye başladığını söyledi. İstanbul'da başlayan bu yürüyüşün sıradan bir belediye hikayesi olmadığını, yıllarca bastırılmış bir iradenin, ötelenmiş bir özgüvenin ve sesi kısılmış bir milletin yeniden şahlanışı olduğunu vurguladı. "Sessiz çoğunluğun sesiyiz" haykırışının bu dönemin simgesi olduğunu belirtti.
AK Parti'nin 2002 yılında milletin öngörüsüyle iktidara gelmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın göreve başlamasıyla birlikte yaşanan "cesaret ve gönül mücadelesi"nin, milletin var olma savaşı olduğunu dile getiren Bakan Gürlek, tehditlerin hiç bitmediğini ve bitmeyeceğini ifade etti. Erdoğan'ın "Biz bu yola kefenimizle çıktık" sözünün klişe bir siyasi cümle olmadığını, derin bir adanmışlığı temsil ettiğini belirtti.
27 Nisan e-muhtırası, Gezi Parkı olayları ve 15 Temmuz darbe girişimine de değinen Gürlek, "Artık bu ülkede herkes şunu çok iyi bilmektedir. Bu millete hiçbir sinsi hesap kurulamaz. Bu milletin rızası hilafına hiçbir düzen inşa edilemez" diyerek milletin iradesinin gücünü vurguladı.
Gençlere Mesaj ve Türkiye'nin Küresel Konumu
Gençlere hitaben "Siyasette muktedir olamıyorsanız ideallerinizi yansıtmanız mümkün değildir" diyen Adalet Bakanı, Türkiye'nin kaderinin vesayet sisteminin kalıntılarını süpürüp atmakla değiştiğini ve bunun dünyanın kaderini değiştirmekle eş anlamlı olduğunu ifade etti. Türkiye'nin yeni oyun düzeninde hak ettiği yere ulaşmak için hızla hareket ettiğinin altını çizen Gürlek, ülkenin artık "emir alan değil emir veren, pasif bir aktör değil kendi milli çıkarları için oyun kuran, içine kapanık halinden çıkarak dünyanın her yerinde konulara müdahale edebilen, fikren ve fiziken güçlü bir konuma geldiğini" belirtti.
Gazze'deki ve Türkiye'nin yakın coğrafyasındaki zulüm düzeninin, "Güçlü olmayanın adaleti olmaz" gerçeğini ortaya koyduğunu söyleyen Gürlek, sözde demokratik ülkelerin çıkarları uğruna insanlık değerlerini nasıl alaşağı ettiklerine şahit olduklarını ve uluslararası kuruluşların bu sınavlarda başarısız olduğunu dile getirdi.
Ülkelerin siyaset mekanizmalarının lider üretme sıkıntısı yaşamasının günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri olduğuna işaret eden Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyaset ve devlet adamlığının Türkiye için büyük bir şans olduğunu sözlerine ekledi. Konuşmasını, yıllarca bürokrat olarak hizmet ettiği Türkiye Cumhuriyeti'ne bugün Adalet Bakanı olarak hizmet etmenin getirdiği sorumluluğun bilinciyle tamamladı.